Laktozsuz, glutensiz ve unsuz beslenirken, paketli gıdalardan ve gazlı içecekler ile alkolden tamamen vazgeçmekle beraber; tıka basa tokluktan yarı aç haline geçmek, bol bol ılık su içmek ve hareketli bir insan olmak bana çok iyi geldi.
- İlk farkettiğim hatam, yediklerime az da olsa eklediğim tuz oldu. Her şeyin kendi tuzu zaten var. Tuz beni şişiriyor.
- Akşam yemeğinizden sonra ille de atıştıracak olursam sarı leblebi süper tutuyor; Aslında 1 adet yeşil elma öneriyor Ender bey ama ben bir süredir yeşil elma yiyemiyorum, yerine bir tatlanmamış meyve, mesela şekerlenmemiş bir nektarin yiyorum, ama mümkünse yemiyorum. Benim kilo vermeme engel olanın 18-19:00dan sona herhangi birşey yemek olduğunu ben biliyorum.
- Hareketli olmak gerek. Ender Saraç, sağlıklı olmak için günde 7bin, kilo kaybı için de günde 10.000 adım demişti. Ben kendime şöyle bir formül buldum. Haftada birkaç sabah 8-9 arası 45 dkda sahilde 6-7bin adıma yakın bir arkadaşımla yürüyüş yapıyorum. Akşamları da büyük olasılıkla akışlı bir yogam ve bir sabah erken veya akşam geç ama gün içinde mutlaka bir yerlerde de 20 veya 40dklık meditasyonum oluyor. Meditasyonun hareketsizlik olması yanlış anlaşılmamalı. Onu bir herşeyi sarıp sarmalayan fasyam gibi bir vazgeçilmez katman olarak hissediyorum ve bana tüm bunları uygulamak için ihtiyacım olan farkındalığı getiriyor.
- Kusmi Tea’yi keşfettim, DETOX’u soğuk çay olarak da buzla ve içine limon dilimi ile harika oluyor. Ayrıca her türlü yeşil siyah çay da soğutup, içine bol buz ve limon dilimi, tarçın çubuğu ile muhteşem içecekler haline geliyor.
- Kırk yılda bir diyetteyken bir çılgınlık yapacaksam mesela bir yeşil içecek yaparım ara öğün için. Lifeco veya BigChefs’teki yeşil detox içecek gayet uygun.
- Bir keresinde Ender Bey’de bir diyetisyenim, “Acıkınca hemen yemeğe saldırma, biraz açlığın keyfini çıkar ve farket ki zayıflamak için tok olamazsın” demişti. Açlık beni çok rahatsız etmiyor; özellikle Pegan olunca zaten karbonhidrat ve şeker ile agzlı içeceklerden kurtulunca o miğde kazınmalarım da kalmadığı için sadec bir kuru açlık oluyor ve bana kötü gelmiyor.
- Sevgili Aslı’dan öğrendiğim tarifimi de siteye koyacağım. Laktofermente lahana/pancar. Et yediğim günler yanına birazcık da laktofermentelerimi ekleyip çok leziz bir tabak yapıyorum.
- Meyve çok seviyorum. Gün içinde özellikle yazın ara öğün olarak anjelik erik ve ananas bana çok iyi geliyor.
- Yeşil salataların yerine buharda sebze eklediğim de oluyor veya yanına, içine, onları da hep yeşillerden seçiyorum.
- Benim Ayurvedik bedenim Kapha ağırlıklı, dolayısı ile domates, patlıcan, kırmızı biber gibi yiyecekleri tüketmekten kaçınıyorum. Ayurvedik bedeninizi öğrenip kendi listenizi buna göre düzenlemeniz gerek. Salatalarım ve sebzelerim o nedenle hep yeşil olanlarla sınırlı.
- Diyette olmak zor bir şey, dolayısı ile buna saygı gösteriyorum. Kimsenin ne dediği ne düşündüğü beni ilgilendirmiyor. “yine diyette misin” derlerse evet, yine diyetteyim diyebilirim, O kişinin anlık olarak ve öylesine kim bilir ne niyetle söylediği bu boş söz beni yolumdan alıkoyamaz. Ayrıca, bu diyetim yağsız bir diyet, restoranlarda et veya balık geldiğinde Ender Beyden öğrendiğim bir diğer bilgi de gerekirse peçete ile ızgara balık/etin üzerindeki yağı almak. Kimseden de çekinmem, rejimse adı üstünde rejim uygularım, basarım peçetemi, alırım yağı, bedenime gireceğine bir daha kimsenin hatırlamayacağı o göze o an için saniyelerle güzel gözükmeyen davranıştan kaçınmayacağım...
- Sosyalleşme kısmı yoga ve meditasyonun faydalarının aksiyona döndüğü yer.
- Asla rejim yapacağım diye hayattan kopmaya gerek yok. Hep beraber yemeğe gidip, yer gibi yapmaktan, yememeye kadar istediğiniz gibi davranmaya özgürsünüz. Kimse sizi yağlarınız için sevmiyor, benim tek düşüncem bu, olan ne derlerse desinler, insanlar aslında gerçekten o kadar da umursamıyor, bunu unutmamak lazım. Başkaları için bir şey yapmaya hiç gerek yok, çünkü aslında onların da öyle bir talebi yok, öylesine söylenen sözler veya kalıplar beni etkilemez.